![]()
![]()
Hayalden çocuklardık…dokunsan, öte tarafa değeceğin…hep istedik, hep istedik…hayat duruyordu karşımızda…sürekli istiyorduk arsızca…geldiğinde istediğimiz, bir diğerine geçiyorduk…bitmiyordu. Yorgundu hayat…sesi yoktu ki, haykırsın…
“ben buradayım işte…al beni…yarışma zamanla, yarışma benimle…her şey benim içimde…sen bile…istediğin gelip almanı bekliyor...almıyorsun…korkular yaratıyorsun kendine…korkulacak neyim var ki benim…ben, senin için varım…senin için koca bir hayatım…ikimizde anlamsızız birimiz olmadan…sen benimle varsan, ben de seninle varım…her şeyim senin için…göğüm, en mavi denizim, yeşilim, yemişim, kan kırmızı şarabım, oyunum, tutkularım, soğuğum, baharım, neyim varsa sana….gel dedim kaç kere beraber akalım…en güzel sevgilinim senin…sen, en aşığımsın benim…sev beni sadece…sev ki, sana akayım…sev ki, her gün doğalım…ölüm diyorsun bana…her gün beni yaşa, bir kere öl diyorum sana…duymuyorsun…sen her gün ölüyorsun…”
Sokuldum hayata, sordum ; “çok kırdık değil mi seni?”
Dedi; “çok değil…bir kere kırdınız beni…kırılan bir daha kırılmaz…kırıktır.”
Şimdi yaptığım, kırılan parçaları toplamak…hayatı yeniden kurmak…her kırığı tek tek koyarken yan yana, bir yaranın iyileşmesini beklemek…sabırla…sabırla…